Haziran 2025 tarihinde, AB Tüketici Güvenliği Bilimsel Komitesi (SCCS), kozmetik ürünlerde Çay Ağacı Yağı’nın (TTO) güvenliğine ilişkin ön görüşünü yayınladı. Alınan yorumların incelenmesinin ardından komite, 14 Kasım 2025 tarihinde nihai görüşünü yayınladı. Önerilen maksimum güvenli konsantrasyon için geçerli kullanıcı grubuna ilişkin bir açıklama ekledi. Bu açıklama ön görüşte yer almıyordu.
Öne çıkan noktalar
- SCCS, çay ağacı yağını “orta düzeyde cilt hassasiyetine neden olan madde” olarak sınıflandırıyor ve sadece dört belirli ürün türünde düşük konsantrasyonlarda kullanılmasını öneriyor.
- Komite, çay ağacı yağının formülasyonlarda stabil kalması gerektiğini, çünkü oksidasyonun alerji riskini artırabileceğini ve antimikrobiyal etkisini azaltabileceğini belirtiyor.
- AB, çay ağacı yağını üreme sağlığına zarar verme ve kansere neden olma riski nedeniyle Reprotoxic 1B (üreme toksik) maddesi olarak sınıflandırmayı değerlendiriyor.
Tüketici Güvenliği Bilimsel Komitesi (SCCS), çay ağacı yağı (TTO) hakkında nihai görüşünü sunarak, bu maddeyi alerjik reaksiyonları tetikleyebilen “orta düzeyde cilt hassasiyetine neden olan madde” olarak nitelendirdi. Bu görüşle birlikte SCCS, konsantrasyon sınırlamalarının ve kalite kontrolünün gerekliliğini vurguluyor.
Görüş, AB’nin uçucu yağı Reprotoxic 1B madde olarak sınıflandırmayı değerlendirdiği bir dönemden geliyor. SCCS’nin değerlendirmesi, bu sınıflandırmanın resmileşmesi durumunda bile söz konusu bileşenin kozmetik ürünlerde kullanılıp kullanılamayacağına karar vermek için hazırlandı.
Komite, TTO’nun yalnızca antimikrobiyal bileşen olarak kullanıldığı dört belirli ürün tipinde güvenli olduğunu söylüyor;
- Şampuanlarda %2,
- Duş jellerinde %1,
- Yüz temizleyicilerinde %1
- Yüz kremlerinde %0,1.
Görüş yalnızca yetişkinler için topikal ürünlere uygulanıyor; aerosol veya sprey formatları kapsam dışı bırakılıyor çünkü bu tür ürünlerde soluma veya havada asılı damlacıkların kazara yutulması başka güvenlik riskleri doğurabilir.
Komite, TTO’nun kimyasal bileşiminin “ışık, ısı, hava ve/veya neme maruz kalma nedeniyle değişebileceğini” ve bunun bozunmaya yol açabileceğini belirtiyor. SCCS, kozmetik ürünlerde kullanılan uçucu yağın raf ömrü boyunca stabil kalması gerektiğini vurguluyor.
Ayrıca grup, araştırmaların “TTO’nun bileşiminin depolama sürecinde önemli ölçüde değişebileceğini” gösterdiğini belirterek, stabilitenin son üründe aktif olarak kontrol edilmesi gerektiğinin altını çiziyor. p-cymene seviyelerindeki artış daha yüksek alerji riskine, terpinene seviyelerindeki düşüş ise daha zayıf antimikrobiyal etkilere yol açabilir.
SCCS’nin değerlendirmesi çevresel güvenliği kapsamıyor, bu nedenle gelecekteki düzenleyici tartışmalar uçucu yağın çevresel etkilerini ele alacak şekilde genişleyebilir.
Düzenleyici Tablo
TTO hakkındaki görüş, AB’nin özellikle uçucu yağlar gibi doğal bileşenleri kozmetik ürünlerde değerlendirme yaklaşımında yaşanan daha geniş kapsamlı bir değişimin parçasıdır.
Avrupa Komisyonu’nun kimyasal kanunları sadeleştirmeyi amaçlayan Omnibus Yasası kapsamında, gerçek maruziyet riski düşük veya tam olarak belirlenmemiş olsa bile, maddeler tehlikeli özelliklerine göre kısıtlanıyor veya yasaklanıyor.
Daha önce sızdırılan bir AB belgesi, TTO’nun olası sağlık riskleri açısından incelenen 100’den fazla madde arasında olduğunu ortaya koymuştur.
Önceki bilimsel kanıtlar çay ağacı yağının çocuklarda endokrin bozucu olduğuna dair korkuları çürütmüş olsa da, AB belgesi bunun yerine bileşenin doğurganlığa zarar verme ve kansere neden olma riskini öne çıkarıyordu.