Avrupa Komisyonu, yüksek riskli kimyasalların kullanımının azaltılması ve uygun durumlarda aşamalı olarak sonlandırılmasına yönelik REACH Restrictions Roadmap – REACH Kısıtlamaları Yol Haritasının güncellenmiş versiyonunu 31 Ağustos 2026 tarihinde yayımladı.
Yeni yol haritası; halihazırda kabul edilmiş REACH kısıtlamalarının yanı sıra karar aşamasındaki dosyaları, ECHA komitelerinde değerlendirilen kısıtlama tekliflerini ve gelecekte düzenleyici müdahaleye konu olabilecek kimyasal grupları bir arada gösteriyor. Avrupa Komisyonu, yol haritasının şirketlerin yaklaşan kısıtlamaları daha erken öngörmesine ve gerekli durumlarda ikame çalışmalarına başlamasına yardımcı olmasını amaçlıyor.
Güncelleme özellikle Avrupa Birliği pazarına kozmetik ve kişisel bakım ürünleri sunan üreticiler, marka sahipleri, ithalatçılar ve hammadde tedarikçileri açısından önem taşıyor.
PFAS, CMR maddeler, microplastikler, siloxanes ve Octocrylene gibi kozmetik sektörüyle doğrudan ilişkili başlıkların REACH gündeminde yer alması, şirketlerin yalnızca yürürlükteki mevzuatı değil, yaklaşan düzenlemeleri de takip etmesini gerekli hale getiriyor.
REACH Restrictions Roadmap Nedir?
REACH kapsamında uygulanan kısıtlamalar, insan sağlığı veya çevre açısından kabul edilemez risk oluşturan kimyasalların üretimini, piyasaya arzını veya kullanımını sınırlandırabilen ya da yasaklayabilen düzenleyici önlemlerdir.
Bir REACH kısıtlaması;
- tek başına bir maddeye,
- karışım içerisindeki bir maddeye,
- belirli ürün veya eşyalardaki kullanıma
uygulanabilir.
Ayrıca piyasaya arz koşullarına ilişkin REACH kısıtlamaları yalnızca AB içinde üretilen ürünleri değil, Avrupa Birliği’ne ithal edilen ürünleri de kapsayabilir.
Bu nedenle Türkiye’den AB’ye kozmetik ürün ihraç eden şirketlerin de REACH kapsamındaki gelişmeleri yakından takip etmesi önem taşıyor.
1. Kabul Edilen REACH Kısıtlamaları
Güncel yol haritasında, Nisan 2022’den bu yana kabul edilen çeşitli kısıtlama tedbirleri yer alıyor. Dosyada bunlar arasında özellikle aşağıdaki madde ve madde grupları öne çıkıyor:
CMR ve Yüksek Önem Arz Eden Maddeler
Kısıtlama gündeminde;
- 2,4-Dinitrotoluene,
- DMAC ve NEP,
- formaldehyde ve formaldehyde-releasing substances,
- yeni harmonize sınıflandırmaya tabi CMR maddeler
gibi insan sağlığı açısından yüksek önem taşıyan kimyasallar bulunuyor.
Özellikle carcinogenic, mutagenic or toxic for reproduction (CMR) sınıfındaki maddeler, kozmetik mevzuatıyla REACH ve CLP mevzuatı arasındaki etkileşim nedeniyle kozmetik şirketleri açısından ayrıca önem taşıyor.
PFAS
REACH kapsamındaki düzenleyici faaliyetlerin en önemli başlıklarından biri per- and polyfluoroalkyl substances (PFAS) olmaya devam ediyor.
PFAS ailesinin çevrede son derece kalıcı olması ve bazı üyelerinin insan sağlığı ile çevre açısından risklerle ilişkilendirilmesi nedeniyle Avrupa Birliği, bu madde grubuna yönelik kapsamlı bir düzenleyici yaklaşım yürütüyor.
Dosyada da yangın söndürme köpüklerindeki PFAS kullanımı ve kozmetik ürünler dahil çeşitli uygulamalardaki PFHxA kısıtlamaları mevcut düzenleyici gelişmeler arasında gösteriliyor.
Microplastikler
Intentionally added microplastics için getirilen REACH kısıtlaması da kozmetik sektörünü doğrudan ilgilendiren başlıklardan biri.
Commission Regulation (EU) 2023/2055 ile kasıtlı olarak eklenen sentetik polimer mikropartiküllerine yönelik kısıtlama kabul edildi.
Kozmetik şirketleri açısından bu konu özellikle belirli makyaj, cilt bakım, saç bakım ve kişisel bakım formülasyonlarında kullanılan polimerlerin değerlendirilmesini gerektiriyor.
Siloxanes: D4, D5 ve D6
REACH kısıtlama gündeminin kozmetik sektörü açısından önemli diğer bileşenleri arasında D4, D5 ve D6 siloxanes yer alıyor.
Bu maddelerin bazı kozmetik uygulamalarındaki kullanımları daha önce de REACH kapsamında kısıtlamalara tabi tutulmuştu. Özellikle wash-off cosmetic products için D4 ve D5’e ilişkin konsantrasyon sınırlamaları uygulanıyor.
2. Karar Sürecindeki Yeni Kısıtlamalar
Güncel REACH Restrictions Roadmap yalnızca yürürlüğe giren düzenlemeleri değil, karar sürecindeki dosyaları da kapsıyor.
Dosyada bu aşamada özellikle:
- lead kullanımına yönelik yeni kısıtlamalar,
- harmonize CMR 1A/1B sınıflandırmasına sahip yeni madde grupları,
- childcare articles içindeki CMR maddeler,
- tekstil ve deri ürünlerindeki sensitising, irritating veya corrosive substances
öne çıkıyor.
Bu gelişmelerin tamamı doğrudan kozmetik formülasyonlarını ilgilendirmese de, AB’nin kimyasal risk yönetimindeki genel yaklaşımının giderek daha madde grubu bazlı ve geniş kapsamlı hale geldiğini gösteriyor.
3. Octocrylene İçin Yeni REACH Kısıtlaması Gündemde
Kozmetik sektörü açısından yol haritasındaki en önemli başlıklardan biri Octocrylene.
Fransa tarafından sunulan REACH restriction proposal kapsamında, Octocrylene konsantrasyonu ağırlıkça %0,001 veya üzerinde olan bitmiş kozmetik ürünlerin piyasaya arzının kısıtlanması öneriliyor.
ECHA kayıtlarında teklif halen “Opinion development” aşamasında bulunuyor.
ECHA, kısıtlama teklifinin gerekçesinde Octocrylene’in:
- aquatic ve sediment species açısından tehlike oluşturmasını,
- persistent / very persistent özelliklerini,
- çevresel toksisitesini,
- belirli ölçüde bioaccumulation potansiyelini
öne çıkarıyor.
Bu nedenle Octocrylene içeren güneş koruyucular, SPF ürünleri, günlük bakım ürünleri ve bazı makyaj ürünleri kullanan markaların süreci yakından izlemesi önem taşıyor.
Ancak mevcut aşamada söz konusu %0,001 sınırının kesinleşmiş bir AB yasağı olmadığı, bunun halen yürütülen bir REACH kısıtlama teklifi olduğu unutulmamalı.
4. PFAS “Universal Restriction” Süreci Devam Ediyor
AB’nin en geniş kapsamlı kimyasal düzenleme girişimlerinden biri olan Universal PFAS Restriction Proposal da REACH gündemindeki yerini koruyor.
Teklif, PFAS maddelerinin çok geniş bir bölümünün;
- üretimini,
- piyasaya arzını,
- endüstriyel kullanımını,
- profesyonel kullanımını,
- tüketici ürünlerindeki kullanımını
kapsayabilecek geniş ölçekli bir kısıtlama modeli öngörüyor.
ECHA’nın güncel bilgilerinde PFAS dosyasının değerlendirilmesinin devam ettiği ve SEAC draft opinion consultation sürecinde önemli ilerleme kaydedildiği görülüyor.
Kozmetik üreticileri açısından bu süreç, florlu bileşenlerin yalnızca INCI listelerinde değil, yardımcı maddeler, proses girdileri ve tedarik zinciri dokümantasyonu açısından da incelenmesini gerekli hale getirebilir.
5. Gelecekte REACH Kısıtlamasına Girebilecek Maddeler
Güncellenen yol haritası, henüz resmi restriction proposal aşamasına gelmemiş ancak gelecekte düzenleyici müdahale konusu olabilecek madde gruplarını da içeriyor.
Dosyada gelecekteki olası REACH kısıtlamaları arasında şu gruplar yer alıyor:
- non-polymeric aromatic brominated flame retardants,
- endocrine-disrupting bisphenols,
- 6PPD ve ilgili p-phenylenediamines,
- C4-C6 phthalates,
- organotin compounds,
- organophosphorus flame retardants,
- alkyl siloxanes.
Kozmetik sektörü açısından özellikle alkyl siloxanes, endocrine disruptors ve phthalates başlıklarının takip edilmesi önem taşıyor.
6. Potansiyel Risk Yönetimi İçin Değerlendirilen Maddeler
Roadmap’in diğer bölümünde, ileride REACH restriction sürecine alınabilecek toplam 21 madde grubunun değerlendirildiği belirtiliyor.
Bunlar arasında:
- formaldehyde,
- skin-contact products içindeki nickel,
- PAHs,
- formamide,
- pyrazoles,
- manganese ve vanadium compounds
gibi maddeler bulunuyor.
Bazı maddeler doğrudan kısıtlama sürecinden önce harmonised classification and labelling (CLH) veya SVHC identification süreçlerine tabi olabilir.
Dolayısıyla firmaların yalnızca Annex XVII değişikliklerini takip etmesi yeterli olmayabilir; CLP ve Candidate List gelişmelerinin de izlenmesi önem taşıyor.
Kozmetik Sektörü İçin En Kritik REACH Başlıkları Neler?
2026 REACH Restrictions Roadmap değerlendirildiğinde kozmetik ve kişisel bakım sektörü açısından özellikle beş alan öne çıkıyor:
- Octocrylene
- PFAS
- Microplastics
- D4, D5 ve D6 siloxanes
- Alkyl siloxanes ve diğer gelecekte değerlendirilebilecek maddeler
Bu başlıkların bazıları halihazırda yürürlükte olan kısıtlamalara tabi iken, bazıları teklif veya erken değerlendirme aşamasında bulunuyor.
Bu nedenle her maddenin regulatory status bilgisinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekiyor.
Türkiye’den AB’ye Kozmetik İhraç Eden Firmalar Ne Yapmalı?
Güncellenen REACH Roadmap özellikle AB’ye ihracat yapan Türkiye merkezli kozmetik şirketleri açısından erken hazırlığın önemini artırıyor.
Üreticiler ve Responsible Person / regulatory affairs ekipleri aşağıdaki çalışmaları değerlendirebilir:
- ürün formülasyonlarındaki REACH açısından kritik maddeleri belirlemek,
- Octocrylene içeren ürünleri portföy bazında haritalamak,
- PFAS kullanımını ve potansiyel PFAS kaynaklarını incelemek,
- microplastic restriction geçiş sürelerini ürün bazında takip etmek,
- D4, D5, D6 ve diğer siloxane içeriklerini kontrol etmek,
- hammadde tedarikçilerinden güncel regulatory statement talep etmek,
- SDS ve teknik dokümanları güncel REACH gereklilikleri açısından değerlendirmek,
- yaklaşan kısıtlamalar için alternatif hammadde ve reformülasyon seçeneklerini önceden analiz etmek.
Özellikle düzenleyici sürecin ileri aşamalarında bulunan maddelerde, mevzuatın kesinleşmesini beklemeden regulatory horizon scanning yapılması reformülasyon ve tedarik zinciri risklerinin daha etkin yönetilmesini sağlayabilir.
REACH Yol Haritası Kozmetik Sektörü İçin Neden Önemli?
REACH Restrictions Roadmap doğrudan yeni bir yasaklar listesi değildir.
Yol haritasının temel işlevlerinden biri, Avrupa Birliği’nin hangi maddeler ve madde grupları üzerinde çalıştığını göstererek şirketlere yaklaşan düzenleyici riskleri önceden görme imkânı sağlamak.
Avrupa Komisyonu da roadmap’in işletmelerin potansiyel kısıtlamaları öngörmesine ve gerektiğinde substitution çalışmalarına daha erken başlamasına yardımcı olmayı amaçladığını belirtiyor.
Kozmetik sektöründe bu yaklaşım özellikle önem taşıyor. Çünkü bir UV filtresi, silikon, polimer veya fonksiyonel hammaddenin kısıtlanması yalnızca regulatory documentation güncellemesiyle çözülemeyebilir; formülasyon değişikliği, stabilite testleri, safety assessment, ambalaj uyumluluğu ve yeniden ürün bildirimi gibi ek süreçler gerekebilir.
Bu nedenle şirketlerin REACH gelişmelerini yalnızca bir “chemical compliance” konusu olarak değil, aynı zamanda ürün geliştirme, tedarik zinciri ve AB pazarına erişim riski olarak ele alması giderek daha önemli hale geliyor.